NeoFilarmoni dergisi Devlet Çoksesli Korosu’nun “Herkes için Klasik & Caz” konserlerini şef Cemi’i Can Deliorman ile konuştu.
23 Kasım 2011 ve 11 Ocak 2012 tarihlerinde Ankara Resim Heykel Müzesi’nde “Herkes İçin Klasik Müzik ve Caz” temalı konserler vereceksiniz. Farklı müzik türleri olmalarına rağmen müzik dili, duygu ve dinleyici açılarından bakıldığında klasik müzik ve cazın hangi ortak noktalarda buluştuğunu düşünüyorsunuz?
Buluştuğumuz ortak nokta öncelikle çokseslilik. Müzik stillerine ve programdaki eserlere baktığımızda yine amacımız farklı renklerden mantıklı bir harman oluşturabilmek. Bugün özellikle Bach, Vivaldi ve hatta Mozart gibi bestecilerin caz yorumlarına sıklıkla rastlıyoruz. Barok dönemin müzik diline baktığımızda; zengin armoni, sürekli bas tekniği ve beraberinde doğaçlama gibi öğeleri caz müziğinde de bulmamız mümkün. Aynı şekilde klasik dönemdeki sadeleşme ve beraberinde gelen melodi zenginliği caz uyarlamaları için oldukça elverişli bir zemin oluşturuyor.
“Herkes İçin Klasik Müzik ve Caz” temasındaki “Herkes İçin” tanımlaması bu konserin özellikle eğitici bir yanı da olabileceğini düşünmemize yol açıyor. Bu konuda düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?
Amacımız birazda, standart koro repertuvarının sınırlarını zorlamak. Bu sezon farklı programlar oluşturarak dinleyicinin karşısına çıkıyoruz. “Herkes için Caz ve Klasik” de olduğu gibi; yalnız günümüz bestecilerinin eserlerine yer verdiğimiz “Ses ve Işık” program seçimi açısından cesaret isteyen bir konser. Ligeti ve Xenakis gibi çok önemli bestecilerin koro eserlerinden bazıları Türkiye’de ilk kez seslendirilecek. Geçmişten bu güne koro müziğinin önemli Madrigal, Motet ve Mass formlarını içeren “Sesin Büyüsü” ve film müziklerinden oluşan “Filmarmoni” de bu temalı konserlerimizden bazıları. “Caz ve Klasik” programı; eğitici olmaktan ziyade müziğin farklı renklerini dinleyiciye ulaştırmalı. Herkes için olmasının sebebi programın statikleşmeden her kulağa hitap edebiliyor olması.
Konserlerinizin programında yer alan besteciler sırasıyla Gershwin, Bizet, Jobim, Whitacre ve Uçarsu. Daha bilinçli bir dinleme deneyimi için bu beş isim arasında nasıl bir bağ kurmalıyız?
Hasan Uçarsu’nun koro müziğinde müthiş bir enerji ve anlaşılırlık var. Bu müziği Carnegiehall’dan tutun Anadolu’nun herhangi bir köyünde her zaman taşıyabilirsiniz. Whitacre’da Caz armonilerinin koro müziğinde nasıl durağan ve homojen bir yapıya kavuştuğunu görebilirsiniz. Jobim uyarlaması ile Ipanema sahillerinin; denizine, kumuna, güneşine bu sefer acapella üzerinden ulaşacak dinleyici. Gershwin’de koro sanatçılarımızdan oluşan ufak bir orkestra bizlere eşlik edecek ve tabi ki sahnede yine tutkulu, ateşli bir Carmen’in swing yapabildiğini göreceğiz.



